En çok korktuğumuz kelime karşımıza çıkıyor işte tekrar. Tek başına tüm güçlere karşı gelip oturuyor, oturduğumuz sokakların en tenhalarına. Köşesine çekiliyor tüm mahalle sakinleri, buğulanmış pencereden dışarıya bakmaya dahi korkuyorlar. Dillerinde tek bir kelime, barış geliyor,kaçın !
Gözlerimin görmeye yetemeyeceği çoğunlukta insanlar görüyorum. Bağırarak kaçıyorlar. Saklanacak bir köşe arıyor hepsi. Sonra o köşelerine çekilip, buğulu camlarının arkasından izlemek istiyorlar olacakları. Korkuyorlar yara almaktan. Korkuyorlar konuşmaya aileleriyle bile evlerinde, “barış” seslerini duyar diye. Çünkü barış can alıyor buralarda. Barışın adı Azrail bu sokakta, eğer isyan edip biri çıkarsa sokağa, silahının namlusunu dayıyor onun alnına. Ölüm değince insanın ensesine, nefesi duyulunca bir taraftan, ölmek isteyenler bile vazgeçiyor bundan. “Barış”, korkulu rüyaları insanların bu zamanda… Silah sesleri sağır ediyor insanları. Kim yapıyor bunları? Barış… Benimse haberim yok hiç bir şeyden bir çok insan gibi.Kaç diyorlar, kaç.. Üzerine doğru giderken tek başıma olduğumu görüyorum, herkes evine yetişmeye çalışıyor, olacakları umursamadan, yere serilmiş insanların üzerlerine basa basa. Anlamsız, boş gözlerle bakarken görüyorum gerçekleri, barış elinde silahı tek başına, delirmişçesine saldırıyor tüm insanlara. Yaralı bir boğadan daha öfkeli, evladını yitiren bir anneden daha acılı, geliyor işte. Milyonların gücü yetmiyor önüne geçmeye…Bütün dillerde aynı ses..Barış geliyor,Kaçın !!!
Bu işte bir terslik var diyesi geliyor insanın biliyorum. Ama kelime hatası değil yazdığım, evet tamda bu işte bizi korkutan, “barış”..
Barış diyoruz… Yine, inatla ve ısrarla… Kaçışıyor insanlar, sabrı tükeniyor barışın, can alıyor…
Benim canıma değecekken…uyanıveriyorum tuhaf bir geçmişlik ve pişmanlık duygusu ile…
Barış neden bu hallere düştü?Başım gözüm üstüne gelesin dedikleri,umudun amacı barış nasıl oldu da böyle canavarlaşabildi,nasıl kıyar oldu can damlarlarımızda akan beyaz bir yaşam suyu iken canlarımıza?...!!
Yüz verilmeyen barış,henüz savaş değmemişken yaşamlarımıza,ölüm gelip çöreklenmemişken sevgililerin yüreğine ve girmemişken taze bedenlerin koynuna;tersi ile iterse insanlar barışı,işte o vakit;barış maskesini tutar savaşın suratına takar hiç acımaksızın!Bu sefer ölümün kara suyu gibi akar damarlarımızda ve iner yüreğimize zifiri karanlığa boğar her yeri,zifti karalığın yakıcılığı ile deşer içimizi!İnceden duyar olur kulaklarınız çocukların,bebelerin can veriş seslerini,sonra yüreğinize düşmeyen barışın sıcaklığı,acı bir hatırlayışla kaybediş olarak düşer hatırlarınızın kanalından zihinlerinize!
Ne fayda sonra?Ne fayda ölmüş bir çocuğun bedenine en acılı anne feryatları?Ne fayda barışın suratına tükürmüş bir sevgilinin savaşta kaybettiği sevgilisine yazdığı en acılı ve edebi şiiri?Ne fayda barışın yalvaran gözlerine silah namlularını sokan komutanların,vatan ağlıyor diye göğsünü mermilere siper edişi?
Siz söyleyin ne fayda?
Az kalmışken henüz savaşın usulca barışın koynuna girip,azgın bir sevişle onu esir almasına,siz değimliydiniz onun yalvarış,yakarış sesine kulak kapatan?Savaşın masum bir öpücükle barışın tüm beyazlığını içine çekmesine az kalmamışmıydı barışın çığlıklarla az kaldı değişine sırtınızı çevirdiğiniz zaman?Ben bir kere kaybedilirim,sebebim olmayın,yarın sizinde sesiniz içinize gömülür dememişmiydi barış?
Üstünüze gelen canavar sizin kaybettirdiğiniz beyaz güvercinin kaybediliş hırsında bedene gelen geçmiş ayıbınız değilmidir?Sese ses vermeyen yüreklerin yarını ölüm çığlıklarına mahkum,savaşın sonsuz sessizliğine ve ölüm soğukluğundaki donduruculuğuna gebe değilmidir?
Şimdi!
Şimdi barışın geçtiği yerlerde otların bitmemesi,kardelenlerin geçmiş zaman baharlarda solgun bir resim gibi zihinlerde hasretle yad edilmesi,çocukların yüzlerinde izi silinmiş gülüşlerin sebebi,annelerin ağlamaktan yorgun gözleri,dağlanmaktan yanık yüreklerine sebep siz değimlisiniz?
Her şey kocaman bir sırtını dönüşün sonucu değilmi?
Şimdi karar veriyorum;kaçmayacağım barıştan.Ben barışa sırtını çevirip onu canavarlaştıranların dünyasında ağlayanlardan olmayacağım!
Ben barışın güzel yüzü için savaşırken,onun çirkin yüzüne katlanan olmayacağım.
Sizin hatalarınızla barış trenini kaçırmış bir yolcu olmayacağım yaşam denen durakta!
Barışın önünde duracağım,barışın ondan kaçanların yüzüne tükürmesi gibi kalacağım hatırlarınızda…
İşte yüreğim;savaşa devrilmiş bir barışın dokunuşuna bile gerek kalmadan beyaz barışın izini taşıyan bir güvercin gibi havlansın diye barıştan kaçmıyorum!!
Siz kaçın,barış kıyıcı,savaş sevicileri!siz kaçın!!!
|